DOLAR
45,3532
EURO
53,5211
ALTIN
6.875,62
BIST
15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Tekirdağ
Hafif Yağmurlu
23°C
Tekirdağ
23°C
Hafif Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
22°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Çok Bulutlu
22°C
Salı Az Bulutlu
25°C
Reklam

TKP’nin çağrısıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana 1 Mayıs mitingi: ‘Patrona, zorbaya diz çökmüyoruz’

TKP’nin çağrısıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana 1 Mayıs mitingi: ‘Patrona, zorbaya diz çökmüyoruz’

01.05.2026 23:32 | Son Güncellenme: 02.05.2026 17:00
1.107
A+
A-
REKLAM ALANI
TKP’nin çağrısıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana 1 Mayıs mitingi: ‘Patrona, zorbaya diz çökmüyoruz’

Sömürüye, karanlığa ve emperyalist barbarlığa karşı 1 Mayıs’ta binlerce emekçi TKP’nin çağrısıyla İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da meydanlarda toplandı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 01.05.2026 , 15:23Güncelleme Tarihi: 01.05.2026 , 22:32

YAZI ARASI REKLAM ALANI

Türkiye Komünist Partisi’nin çağrısını yaptığı, birçok kurum ve topluluğun da sahiplendiği dört merkezdeki 1 Mayıs mitinglerinde işçi sınıfının kürsüsü kuruluyor.

Sahne bugün emekçilerin, emeklilerin, kadınların, cumhuriyetçilerin, devrimcilerin ve sanat emekçilerinin…

İstanbul

İstanbul’daki mitingin adresi Kartal Meydanı. Binlerce emekçi, yağmurlu ve soğuk havaya karşın “Eşitlik ve özgürlük işçilerle gelecek” pankartının altında buluştu.

Sanatçılar Senan Kara ve Arda Kavaklıoğlu’nun sunduğu program, Gülcan Altan’ın seslendirdiği 1 Mayıs marşıyla başladı.

Tarlabaşı Semt Evi’nde kurulan Irkçılığa Karşı Kardeşlik Korosu, “Hayal et” şarkısıyla sahneye çıktı.  

1 Mayıs manifestosu: ‘Kazandığımız çağdaş kölelik zinciridir’

Şarkıların ardından iki işçi 1 Mayıs Manifestosu’nu okudu. Manifestoda, işçilerin her gün karşı karşıya kaldığı ağır sömürü koşulları ve giderek derinleşen yoksulluk şu sözlerle ifade edildi:

‘Zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayanlar’ dendi bizim için. Çünkü emeğimizi çaldılar, çünkü geleceğimizi elimizden aldılar, çünkü yaşama sevincimizi tükettiler. Yoksul kaldık, aç kaldık, işsiz kaldık.”

Türkiye’nin en zengin yüzde birinin, toplam zenginliğin yüzde 40’ına sahip olduğunu hatırlatan işçiler, şöyle konuştu:

Peki muazzam servetler biriktirenler bunu nasıl yapıyor? Bizden daha çalışkan ya da daha zeki oldukları için mi kasaları doluyor? Bu oluyor çünkü biz işçiler, emekçiler çalışıyoruz, onlar zenginleşiyor. Bu kadar basit. Bizim sırtımızdan kasaları doluyor ve buna ‘serbest piyasa ekonomisi’ diyorlar. Sömürü serbestliği, emek hırsızlığı serbestliği! Bu serbestliği reddediyoruz.”

‘Eşitsizliğin ve adaletsizliğin nedenlerini ortadan kaldıracağız’

Sosyalizmin sadece bir ekonomik tercih değil, Türkiye’nin bağımsızlığı ve laikliği için bir zorunluluk olduğunun ifade edildiği manifesto iktidar çağrısıyla son buldu:

Eşitsizliğin ve adaletsizliğin nedenlerini ortadan kaldıracağız. Fabrikaların, bankaların, madenlerin büyük holdinglere değil emekçi halka ait olduğu bir toplumsal düzen kuracağız. Eğitimin, sağlığın ticaret konusu olmadığı, insanların ısınma, barınma, haberleşme, ulaşım ve temel besin maddelerine erişiminin güvence altına alındığı gelişkin bir düzen kuracağız. Bu düzenin adı sosyalizmdir.”

İşçi Temsilcileri Meclisi Sözcüsü ve metal işçisi Aydaner Aktaş, işçi sınıfının büyüklüğüne rağmen istenen örgütlülüğe ulaşamadığını belirterek “Bizlerin kutlayacak bir 1 Mayıs’ı yok şu anda” dedi.

Düzenin işçilere sadece “kırıntılar” sunduğunu, ancak asıl hedefin siyasi iktidar olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, cumhuriyetin sosyalizmle taçlanması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

Bizlerin 1 Mayıs’ı çocuklarımıza gün yüzü göstermeyen, kadınlarımızı gece arkasına bakarak yürüten bu karanlığı dağıttığımız gün olacaktır. Bizlerin 1 Mayıs’ı ay yıldızlı esir bayrağımızı sömürücülerden, emperyalizmin kıskacından kurtardığımız gün olacaktır. O yüzden dostlar, bizlerin daha fazla yan yana gelmesine ihtiyaç var.”

An Vokal ve Nejat Yavaşoğulları, marşlar ve şarkılarla emekçilere seslendi.

Birleşik Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahmut Şengül, emeklilerin artık toplumun yoksulları olarak anılan bir kitle haline dönüştürüldüğüne dikkat çekerek, “Emekliyi devletin sırtında kambur olarak gören bir iktidarla emeklinin sorunlarını çözmek mümkün değildir” dedi.

Şengül, emeklilerin acil çözüm bekleyen taleplerini şöyle sıraladı:

soL Haber, Türkiye’de hiçbir haber mecrasında göremeyeceğiniz bu özel içerikleri daha fazla üretebilmek için okurunun, yani sizlerin desteğini talep ediyor. soL’daki özel içeriklerin artması, güçlenmesi için soL’a destek olun, abone olun!

ABONE OL

⁠İnsan onuruna yaraşır bir yaşam ücreti istiyoruz. ⁠Sağlıkta muayene ve ilaç katkı paylarının kaldırılmasını sağlığa kolay erişim istiyoruz. ⁠Bayram yardımlarının isminin ikramiye olarak değiştirilmesini ve asgari ücret oranına yükseltilmesini talep ediyoruz. Emekli sendikalarının önündeki keyfi yasaklama ve engellemelerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Emeklilerin sosyal ve ekonomik haklarını emekli sendikaları ile toplu sözleşme ile belirlenmesini talep ediyoruz.”

Sanatçı Orhan Aydın komünist şair Nâzım Hikmet’in “Türkiye İşçi Sınıfına Selam” şiirini okudu.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Kurucu üyesi ve gazeteci Barış Terkoğlu, işçi sınıfının dünyayı inşa eden güç olduğunu belirterek, “Biz istemesek hayat sürmez. Bugün Kartal’da belki binleriz ama unutmayın çokluk bizimledir. Antep’te Şireci Tekstil’de kolunu kaybetmiş Murat bizim. Murat’ı savunmak için hapse girmiş olanlar bizimledir. Akbelen’de Limak’a karşı toprağını savunmak için mücadele eden, Necla bizimledir. Eskişehir’den Ankara’ya yürürken çocuğuna oyuncak alacak parası olmayan Hüseyin bizimledir” dedi.

Tarihteki devrimci kopuşlara atıfta bulunan Terkoğlu, “Biz tek başımıza olduğumuzda belki karınca kadar görülmeziz. Belki tek başımıza olduğumuzda kelebek gibi kendi halimizdeyiz. Ancak biz sınıf olursak, sınıf olduğumuzda, işçi sınıfı olduğumuzda dev gibi güçlü, gökyüzü kadar erişilmez, koca dağlar gibi yenilmeziz” dedi.

Güncel siyasi saldırıların sadece meydanları değil, Cumhuriyetin temel yapısını hedef aldığını söyleyen Terkoğlu, sözlerini şöyle noktaladı:

Bizi her 1 Mayıs’ta yalnızca ayırmadılar. Cumhuriyetimizin güzel meydanını yalnızca betonla doldurmadılar. O meydanın simgelediği cumhuriyetimizin bütün kalın kolonlarını da parçaladılar. Şimdi bize ait olanı ele alma zamanı. Fabrikalarımızı geri alacağız. Okullarımızı, hastanelerimizi geri alacağız. Marşlarımızı, kitaplarımızı geri alacağız. Ve nihayet cumhuriyetimizi, cumhuriyetimizi ve ay yıldızlı esir bayrağımızı geri alacağız.”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan kürsüde

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, konuşmasına Taksim Meydanı’na yürümek isteyenlerin gözaltına alınmasını protesto ederek başladı.

Okuyan, bu yılki 1 Mayıs kutlamalarının organizasyon aşamasında emekçilerin mücadele azmini artırmayı hedeflediklerini belirtti. Okuyan, “Artık 1 Mayıs’a artık gelen emekçiler, emekliler, işsizler, öğrenciler, aydınlar pişman olmasın. Geldiklerinden daha enerjik, daha umutlu, daha heyecanlı, daha mücadeleci olsunlar” dedi.

Konuşmasında sosyalist bir cumhuriyetin nasıl bir ülke olacağına değinen Okuyan, devletin birinci görevinin sömürüyü engellemek olması gerektiğini kaydederek, TKP’nin Toplumcu Anayasası’ndaki ilgili maddeyi şu sözlerle aktardı:

İnsanın insanı sömürmesine yol açacak hiçbir iş, işlem, eylem ve düzenleme yapılamaz; bunu güvence altına alacak önlemlerin tasarlanıp uygulanması, devletin birincil görevleri arasındadır.”

Okuyan, halkın yoksulluğunun bir doğa kanunu gibi sunulmasına tepki göstererek, “Size soruyorum. Dürüstçe cevap verin. Bugünkü yoksulluğunuzu aşacaksınız ama başkalarının sırtından asalak gibi yaşayarak zenginleşeceksiniz diye bir çözüm önerseler. İçinizde buna evet diyecek bir kişi var mı?” diye sordu.

Okuyan, değişimin önündeki en büyük engelin “ikna edilmişlik” olduğunu belirterek şunları söyledi:

Bizi birileri bu düzenin değişmeyeceğine, değiştirilemeyeceğine ikna etti. Bu düzen değişmeden hiçbir şey değişmez. Bu kadar basit.”

Özelleştirme politikalarını da sert bir dille eleştiren Okuyan, patronlar kulübü TÜSİAD’ın 1990’lı yıllardaki açıklamalarını hatırlatarak şöyle konuştu:

TÜSİAD patronları dediler ki, devlet sadece güvenlik ve savunmayla ilgilensin. Ekonomiden tamamen çıksın. Hadi ya! Kendileri kasalarını dolduracak. Devlet de o kasaların güvenliğini sağlayacak. İstedikleri devlet anlayışı bu. Şu anda şu anda Türkiye’de olan da ne yazık ki budur. Böyle bir devlet istemiyoruz. Bizim tasarımımızdaki devlet tüm halkın devleti olacak. Kimsenin kimseyi sömürmesine izin vermeyecek.”

Emekçileri uyanık olmaya çağıran Okuyan, köklü bir sistem değişikliği olmadan hiçbir iyileştirmenin kalıcı olmayacağını vurguladı. Okuyan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

Kim size gelip de ‘ben iktidara geleceğim’, ‘adalet dağıtacağım’, ‘emekçilere daha fazla kaynak aktaracağım’, ‘hukuk ve özgürlük getireceğim’ diyorsa ona derhal şunu sorun: Nasıl yapacaksınız? Bu ülkenin zenginliklerinin yüzde 40’ına toplumun nüfusun yüzde 1’i el koymuş durumda. Bunu değiştirmeden, hiçbir şey yapamazsınız.”

Düzenin sürdürülebilirliği için toplumda sistematik bir umutsuzluk yaratıldığını belirten Kemal Okuyan, 1 Mayıs’ın bu karamsarlığa karşı bir irade beyanı olduğunu söyledi.

Okuyan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

Ne yazık ki bu ülkede yaşayan birçok kişi hatta sizler, hatta kendim de bazen umutsuzluğa kapılıyor. Diyoruz ki bu işler değişmeyecek. Çünkü sabahtan akşama kadar bize bunu aşılamaya çalışıyorlar. Şimdi arkadaşlar 1 Mayıs’ta toplandık. El ele girdik, omuz omuza hep birlikte sloganlarımızı atıyoruz. Defedin şu umutsuzluğu arkadaşlar, bu düzen değişir. Değişmek zorundadır. Biz bu düzenin değişebileceğine dair inancımızı ve kararlılığımızı diri tutarsak bu düzen değişir.”

‘Bu düzenin adı tek adam rejimi değil sermaye diktatörlüğüdür, sermaye diktatörlüğünü yıkacağız’

Devrimcilerin her konuyu düzen değişikliğine bağlamasının bir “fikri sabit” olduğunu kabul eden Okuyan, “Kusura bakmasınlar, bizim fikri sabitimiz bu. Bizim fikri sabitimiz Türkiye’yi bu alçak düzenden kurtarmak. Çünkü bu düzen işimizi aldı elimizden, çocuklarımızı alıyor elimizden, kadınlarımızı alıyor elimizden, işçilerimizi alıyor elimizden, ülkemizi alıyor elimizden, Cumhuriyeti alıyor elimizden” şeklinde konuştu.

Konuşmasının devamında Türkiye’deki yönetim biçimini “tek adam rejimi” olarak adlandırmanın eksik bir tanım olduğunu belirten Kemal Okuyan, asıl hedefin sermaye sınıfı olması gerektiğini vurguladı.

Düzen sahiplerinin tüm tepkiyi tek bir kişinin üzerine yıkarak kendi kârlarını koruduğunu ifade eden Okuyan, şöyle devam etti:

Herkesin tepki duyduğu bir adamın arkasına bu düzenin sahipleri sığınmışlar, gülüyor oynuyorlar, yaşıyorlar. Onların kasaları doluyor, kârlarına kâr katıyorlar. Onlar adına tepkileri tek bir kişi çekiyor. O tek kişiyle hesabımızı göreceğiz ama bu düzenle de hesabımızı göreceğiz. Yok öyle tek adam rejimi falan. Arkadaşlar biz devrimciyiz, sözümüzü esirgemeyiz. Bu düzenin adı tek adam rejimi değil sermaye diktatörlüğüdür. Sermaye diktatörlüğünü yıkacağız.”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, binlerce kilometre ötedeki Küba’da gerçekleştirilen kitlesel 1 Mayıs kutlamalarına değinerek, Küba halkının ABD emperyalizmine karşı sergilediği direnci selamladı.

Küba’nın ABD ablukası sonucu yaşadığı enerji krizine dikkat çeken Kemal Okuyan, Jose Marti Küba Dostluk Derneği’nin başlattığı “Küba için güneş topluyoruz” kampanyasına destek çağrısı yaptı.

Küba’nın insanlık adına büyük bir direniş yüklendiğini ifade eden Okuyan, “Küba’nın güneş enerjisiyle enerji sorununu çözmesi için yürüttüğü kampanyaya destek olmak için Türkiye’de başlatılan kampanyaya hepinizin destek vermesini buradan rica ediyorum” dedi.

Türkiye’nin tarihsel birikimi ile sosyalizm mücadelesi arasındaki kopmaz bağa işaret eden Okuyan, Anadolu topraklarında yükselecek bir işçi iktidarının yaratacağı etkiyi anlattı. 100 yıl önceki anti-emperyalist mücadeleyi hatırlatan Okuyan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

Biz 100 yıl önce emperyalistlere ve padişaha gününü gösteren bir ülkenin evlatları olarak, biz emperyalizme karşı, işgale karşı direnen bir ülkenin evlatları olarak Türkiye’de sosyalizm ve cumhuriyet sözcüklerini yan yana getirdiğimizde bakın o zaman insanlık ve dünya nasıl güzelleşiyor, nasıl cesaretleniyor, nasıl ayağa kalkıyor.”

Konuşmasının sonunda Türkiye’nin kurtuluşunun sosyalist bir cumhuriyetle mümkün olacağını ifade eden Okuyan, “Biz buradan Küba’ya selam yollarken aynı zamanda bir iradeyi ve kararlılığı da dile getiriyoruz. O nedir? Yaşasın sosyalist cumhuriyet” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Kartal’daki mitingin sona ermesinin ardından “Fabrikalar, tarlalar, siyasi iktidar, her şey emeğin olacak” sloganıyla yürüyüşe geçildi.

REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.